Gazeteci Fatih Altaylı, kişisel web sitesinde kaleme aldığı bir yazıda Türkiye’deki yargı sisteminin durumunu eleştirerek muhalefet partileri ve tutuklu gazeteciler üzerinden adaletin nasıl zedelendiğine dikkat çekti. Altaylı, “Adalet duygusuna asıl büyük zararı işte bu kararlar veriyor. Yargının imajını düzeltmek isteyenlerin bu durumun farkında olup olmadığını merak ediyorum” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yargının, muhalefeti sindirmek ve siyaseti yönlendirmek amacıyla kullanılması, adalet anlayışına yönelik güveni önemli ölçüde sarsmış durumda. Altaylı, yazısında özellikle CHP’li belediyelerin hedef alındığını ve tutuklu gazetecilere uygulanan hukuk süreçlerinin nasıl işlediğini detaylandırdı.
Özellikle İsmail Arı’nın tutukluluğuna değinen Altaylı, “İstenen ceza, suçlama akılcı olmasa da 1 yıl ila 3 yıl arasında. Eğer üst sınırdan ceza almış olsaydı, yattığı süre bile bu cezanın çok üstünde. Peki, İsmail Arı neden hala cezaevinde?” şeklinde sorular yöneltti. Ayrıca, casusluk davasıyla ilgili olarak da benzer bir tabloya işaret etti. Altaylı, “Paniğe gerek yok, İmamoğlu’nun tahliyesi söz konusu değildi. Sadece Merdan Yanardağ hapisten çıkacaktı, diğerleri değil,” dedi.
Altaylı, yazısının devamında, sadece CHP’li belediyelere yönelik operasyonların adalete olan güveni zedelediği gibi, davaların seyrinin ve devam eden tutukluluk süreçlerinin de bu güveni sarstığını belirtti. Özellikle İsmail Arı’nın tutukluluk sürecinin sorgulanması gerektiğini vurguladı. “Mahkeme, tutukluluğun sonlandırılmasına karar veremez miydi? Bu iddiaların geçerliliği kalmadığında, yargının durumu hiç de iç açıcı değil,” ifadeleriyle, yargı sürecine dair endişelerini dile getirdi.
Sonuç olarak, Altaylı, adaletin bu tür kararlarla daha da zedelenmekte olduğunu ve yargının imajını düzeltmek isteyenlerin bu durumun farkında olması gerektiğini vurgulayarak yazısını sonlandırdı.