‘Bellek sadece pasif bir kayıt aracından ibaret değildir.’
Akla gelen en önemli anılarınızı düşünün; belki eşinizle tanıştığınız an, hayalini kurduğunuz bir işe kabul edildiğiniz dönem veya sevdiğiniz birinin vefat haberi. Bu anılardan bazılarını hatırlamak oldukça kolaydır ve detayları, o anı yaşadığınız an kadar canlı hissedilir. Diğer anılar ise daha belirsiz ve silik görünüyor; bazıları ise tamamen kayboluyor. Peki, bu farklılıkların sebebi nedir?
Geçtiğimiz hafta Science Advances dergisinde yayımlanan bir araştırma, sıradan anıların önemli olaylarla bağlantılı olduklarında beyin üzerinde daha güçlü bir bağ geliştirdiğini ortaya koydu. Bu bağlantılar, beklenmedik ya da duygusal etkisi yüksek olayları içeriyor. Örneğin, piyango kazandığınızda, o anı yaşayan kişinin o günkü öğle yemeğini hatırlamaları daha muhtemel olabilir.
Beyin mekanizmalarını anlayarak, bellek problemleri yaşayan bireyler için daha etkili tedavi yöntemleri geliştirilebilir ve öğrencilerin karmaşık bilgileri daha iyi kavramalarına yardımcı olunabilir.
Boston Üniversitesi’nde psikolog olarak görev yapan ve bu çalışmanın yazarlarından biri olan Dr. Robert M. G. Reinhart, “Bellek bir kayıt cihaza benzemiyor; beynimiz önemli olanı seçiyor ve duygusal olaylar, zayıf anıların güçlendirilmesine yardımcı oluyor” diyor açıklamasında. “Anıları güçlendirmek veya zararlı olanları zayıflatmak için stratejiler geliştirmek, bilişsel sinirbilim açısından uzun bir hedef olmuştur. Çalışmamız, bu amaçlara ulaşmak için duygusal açıdan dikkat çekici unsurlardan yararlanmanın mümkün olduğunu gösteriyor.”
[İlgili: En eski anılarınız zihninizde hâlâ kilitli duruyor olabilir]
Seçici bellek
Yeni araştırmada bilim insanları, ABD’deki Yellowstone Milli Parkı’nda yürüyüş yapan bir kişinin yanında geçen bir bizon sürüsünü gözlemlediğinde yaşadığı deneyimi örnek olarak kullanmışlar. O anın olağanüstü olmasının, bu anın etrafındaki sıradan olayları da nasıl güçlendirdiğini keşfetmişler. Örneğin, yürüyüş yolundaki bir taş ya da otların arasındaki küçük bir hayvan gibi şeyler akılda kalıyor.
“Asıl soru şu: ‘Beyin bu anıları nasıl seçici şekilde güçlendiriyor?’” diye belirtiyor Reinhart. “Bunu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.”
Anılar, beyin içerisindeki farklı alanlarda depolanıyor, belirgin anılar, yaşadığınız olaylar, genel bilgiler ve gerçeklerle ilgili olarak düzenleniyor. Hipokampus, neokorteks ve amigdala gibi bölgeler bu anıları saklamak için birlikte çalışıyor.
Bu önemli ve özel anlar, beynin anı depolama sisteminde öncelikli bir konuma sahiptir. Fakat bilim insanları, geçmişe ve geleceğe yönelik bellek pekiştirme süreçleri üzerine hala net bir fikir birliği oluşturamamıştır. Önceki çalışmalar, zayıf anıların, belirgin anılarla olan bağlantıları aracılığıyla güçlenip güçlenmediğini incelemiştir.
[İlgili: En eski anılar 2,5 yaşından itibaren oluşabiliyor]
Anlık hafıza testleri
Bu yeni çalışmada hafıza sağlamlaştırma sürecinin incelenmesi için yaklaşık 650 katılımcıdan oluşan bir grup, 10 farklı deney ve geniş veri setleri üzerine yapay zeka kullanılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Reinhart’a göre, geçmiş çalışmalarla en büyük farklılık, söz konusu çalışmada beynin, hangi anıların saklanması gerektiğine dair bir denge kurduğunun keşfedilmesidir.
Kullanılan deneylerde, katılımcılara farklı ödüllerle ilişkilendirilmiş çeşitli görüntüler gösterilmiş ve takip eden gün anlık hafıza testleri yapılmıştır. Bir olaydan sonra yaşanan durumlarda, hatırlamanın gücünün, o olayın duygusal ağırlığına bağlı olduğu gözlemlenmiştir. Büyük olay ne kadar kalıcıysa, ardından gelen her şey, o kadar fazla hatırlanmıştır.
Bu bellek mekanizması, önemli bir olaydan önce olan ya da geçmişteki anılara ulaşırken yaşanmayan bir durumdur. Bu anıların sağlamlaşmasının, önemli olaya bağlanan benzer görsel ipuçları ile daha yüksek olasılıklar taşıdığı gözlemlenmiştir.
Reinhart, bulguların ‘kademeli önceliklendirmenin’ insanlarda ilk kez doğrulandığını ifade ediyor. “Beynin gündelik deneyimlerinizi nasıl pekiştirdiğine dair yeni bir anlayış ortaya koyuyoruz.”
Çalışma ekibinden doktora sonrası öğrenci Chenyang (Leo), “İlk kez, beynin zayıf anıları belirli bir düzende geri getirdiğine dair net kanıtlar sunuyoruz ve bunu yaparken anıların duygusal olaylara olan yakınlıklarına göre hareket ettiğini gösteriyoruz.”
Araştırma ekibi, duygusal ağırlığı olan herhangi bir anının hafıza güçlendirme etkisinin azaldığını da keşfetmiştir. Ekip, beynin genelde kaybolan kırılgan anılara öncelik verdiğini ortaya koymaktadır.
[İlgili: En eski anılarınız büyük ihtimalle gerçek değildir]
Anı kurtarma ve yeni ufuklar
Bu son araştırma, anıların kaydedilme biçimini yönlendiren temel mekanizmaların anlaşılmasına odaklanmış olsa da; gelecekteki klinik çalışmalar ve pratik uygulamalar için zemin hazırlayabilir.
“Bu keşif hem teorik hem de pratik açıdan geniş bir etki yaratacak” diyor Reinhart. “Eğitim alanında, duygusal olarak etkileyici unsurlar zayıf kavramlarla birleştirilerek kalıcılığı artırabilir. Ayrıca, klinik ortamlarda, yaşlılığa bağlı olarak kaybolan anıları kurtarma potansiyelimiz var. Travma sonrası stres bozukluğu gibi sorun yaşayan bireyler için farklı bir yaklaşım olarak, belki de rahatsız edici anıları geride bırakmak isteyeceklerdir.”
Yazar: Laura Baisas/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.
Bazı Anılar Aklımızda Kalırken Diğerleri Neden Kayboluyor? yazısı ilk olarak Popular Science üzerinde yer aldı.
“`
